muncur

muncur

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Kızım gelmeden tütüsü geldii

Kim demiş doğum izninde bebeğini beklerken vakit geçmiyor diye. Benim gibi sürekli oyalanacak bir şeyler bulursanız sıkılmaya fırsatınız dahi olmuyor.

Evet gün itibariyle hamileliğimin 38+4 haftasındayım. Sayılı gün kaldı ama inanın bunca ay çabucak geçmişken şu son haftalarda miniğinizle buluşmayı beklemek çok zor oluyor. Bir çok annenin "Bunlar en rahat zamanların tadını çıkar" dediğini duyar gibiyim. Ama ben evimizin 'Güneş'iyle artık buluşmak istiyorum.
 

İşte bu bekleyişin olduğu günlerde internette dolaşırken kızım  için değişik neler yaparım diye araştırıp dururken tütülerin çok moda olduğunu farkettim. Hemen kolları sıvadım ve malzemeleri alıp Güneş'imin ilk tütüsünü yapmaya koyuldum.

Yapımı oldukça basit ama biraz vakit alıyor. Öncelikle yapmak istediğiniz tülü ve rengini seçiyorsunuz. Ben bu hamile halimle Eminönü'den gidip kırmızı ve beyaz olmak üzere 2 renk tül aldım. Beyazdan henüz bir şey yapmadım. Siz 2 renk de düşünebilirsiniz.

Malzemeler:
1-2 metre tül (ne kadar gideceğini tam kestiremedim çünkü ben 4 metre almıştım)
1 kalın lastik
makas
cetvel









Yapılışı:
  • Öncelikle tülü istediğiniz boyutun 2 katı büyüklüğünde 2 parmak kalınlığında seritler halinde kesiyorsunuz. Kızıma çok ufak giydireceğim için bizim tütümüzün ölçüleri 45x4 cm boyutlarında oldu.

  • Kalın lastiği kızınızın belinin kalınlığına göre bir kitap veya kutu kapağına geçirip (yapacağımız işlem daha kolay olsun diye) kestiğimiz şeritleri ikiye katlar pozisyonda lastiğin çevresine doladıktan sonra şeritin tam ortasından şekildeki gibi geçirip sıkıca sabitlenmesini sağlıyoruz. 

  • Bu işlemi lastik çevresi dolana kadar şeritler keserek tamamlıyoruz.
 İşte tütümüz hazır!

17 Mayıs 2013 Cuma

Havuçlu Kek

Hamileliğimin son haftalarında artık izne de ayrılmışken evde can sıkıntısından ne yapacağımı bilemiyorum. Çok yorucu şeyler de yapamadığım için kendimi kek yapmaya adamış durumdayım. Havuçlu kek, nam-ı diğer Issız Adam keki son denemelerimden biri. Görüntü ve lezzet açısından çok başarılı. Deneyin kararınızı siz verin.

17 Nisan 2013 Çarşamba

Kuymak (Mıhlama)

Karadeniz'in eşsiz lezzetlerinden kuymak, yapımı kolay; tadıysa vazgeçilmez. Bu lezzeti biraz daha modernize ederek sizlerle paylaşacağım. Çünkü kuymakta kullanılan 2 tür peynir vardır bizim oralarda. Biri eski peynir dediğimiz tuzlu ve ağır bir peynir. Diğeri ise çeçil peyniri. Tarifimde her evde bulunan kaşar peynirini kullanacağım ama siz çeçil de kullanabilirsiniz.

Malzemeler:

3 çorba kaşığı mısır unu
Tereyağ
1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
Yarım çay bardağı süt
Su (2 bardak kadar ama kıvamına göre biraz daha eklenebilir)
Tuz

Hazırlanışı:
  • Teflon tavaya (veya seramik) bol miktarda tereyağ eklenir. (biraz zeytinyağ da ekleyebilirsiniz). Eriyen yağın üzerine mısır unu eklenerek güzel bir koku verene kadar 3-4 dakika karıştırılır.
  • Karışıma su ve süt eklenerek top top olan kısımlar hızlıca ezilir ve pürüzsüz bir kıvam elde edilir.(Kıvam yoğun puding kıvamı olacağı için suyu az gelirse tekrar su ekleyebilirsiniz)
  • Karışımımızı 4-5 dakika kısık ateşte pişirdikten sonra tuz ve kaşar eklenerek 1-2 dakika karıştırılır. Ardından 5-10 dakika daha karıştırmadan pişirmeye devam edilir. (Tereyağını bol koyduysanız yağı yukarıya çıkacaktır.) 
  • Kuymak genelde tabaklara servis edilmez, soğumadan tüketilmek üzere direkt tavadan ekmekle yenir. Ama zevki size kalmış.
Afiyet olsun! 

Not: Kuymak normalde dibi tutarak yapılırdı. "Kazımak" dediğimiz bu yanık kısmı yemezsen kuymak yemiş sayılmazdın. Fakat günümüzde artık temizliği rahat olduğu için teflon ve seramik tavalarda yapıldığı için bu tadı malesef alamaz olduk. Üşenmeyenler için alüminyum tavada yapmalarını şiddetle öneririm.


18 Mart 2013 Pazartesi

Sen seç aşçı pişirsin: Go Mongo!

Gittiğim mekanları yazmaya bir süredir ara vermiştim. Sebebiyse tamamen üşengeçlik. Fotoğraf makinemi yanımda taşımadığım için cep telefonuyla çekilmiş fotoların görsel açıdan doyurmayacağını düşünüp sürekli yazılarımı ertelerken kendime artık dur dedim. Makinem yoksa da olanla idare etmeliydim.


Hafta sonu evimize ve küçük miniğimize alışveriş yapmak için eşimle Ümraniye’deki  İkea’ya gittik. Biraz  dolaşıp alışverişi tamamladıktan sonra acıktığımızı hissederek kendimizi dışarı attık. Hemen yandaki Ümraniye Meydan’daki mekanlara bakarken gözüme Go Mongo çarptı. Eşime bir süredir lezzeti ve tarzından dolayı bahsettiğim bir mekandı. Soluğu içeride aldık.

Konseptlerini 'Moğol Barbeküsü' olarak nitelendiriyor mekan. Tarihi Moğolistan'da düzenlenen av partilerine kadar uzanıyor. Bu partilerde Moğollar avladıkları etleri, topladıkları sebzelerle birlikte kılıçlarıyla dilimleyerek ateşte pişirirlermiş. Konseptleri de işte tam böyle.

Yemeğinizi menüdeki hazır yemeklerden seçebileceğiniz gibi, tamamen kendi zevkinize göre malzemeler seçip aşçıya pişirmesi için gönderebiliyorsunuz. Ben ve eşim Moğol Barbeküsü’nü seçtik. Doymayanlar için limitsiz Mongo Büfe’yi de seçebilirsiniz. Garson sizin hazırlayacağınız yemek için size bir kase getiriyor. Kase gözünüze küçük gelebilir ama tıka basa doldurduğunuzda kesinlikle fazlasıyla yeterli oluyor. 

Kaseyi aldıktan sonra açık büfe bir alan var. İçeride onlarca çeşit buzlanmış ürün (kırmızı et çeşitleri, beyaz et, balık eti, soğan, biber, mısır, brokoli, ıspanak, soya filizi.... vs.) ve çeşitli soslar var. Bunlardan dilediklerinizi kaseniz taşana kadar seçebiliyorsunuz. Ardından hangi sosları seçeceğinize karar veriyorsunuz. Veee seçtikleriniz pişirilmek üzere aşçıya doğru yol alıyor.


Yaklaşık 5-10 dakika içerisinde yemeğiniz önünüzde hazır. Sosun et ve sebzelerle karışıp ateşin üzerinde kaynaşmasının ardından sonuç muhteşem. Hem bu tadı oluşturan da tamamen sizlersiniz.

Mekan farklı konseptiyle gönlümü ikinci kez çaldı. Fiyatlar ortalamanın biraz üzerinde. Özel günlerde bile tercih edebileceğiniz bir mekan diyebilirim. Gidin ama bence kendi yemeğinizi kendiniz yaratın. Tadına doyum olmuyor.